Yine mükemmel kompozisyonlarla karşınızdayız. Bu sayfamızda adalet ile ilgili kompozisyon örneklerini kısa ve uzun versiyonları ile yazdık. Adalet konulu kompozisyonlar için güzel birer başlık seçip yine her yazıyı giriş gelişme sonuç bölümleri halinde ele aldık. Adalet hakkında yazdığımız bu kompozisyonlar bilgilendirici metin türündedir. Bu nedenle öğretmenlerinizin sizden istediği adalet ile ilgili bilgilendirici metin, aslında burada örneklerini verdiğimiz  kompozisyonlardır. Ortaokul ve lise için uygun olan örnekleri inceleyebilirsiniz. İyi okumalar dileriz.

 

adalet ile ilgili kompozisyon
Adalet Hakkında

ADALET

     Adalet, bir toplumun en vazgeçilmesi ilkesidir. Bir toplumda adalet sağlandığı takdirde insanlar huzur ve mutluluk içinde yaşayabilir. Adaletin sağlanamadığı toplumlar ise gelişemez ve insanlar arasında her zaman huzursuzluk olur.

     Adalet, herkese hak ettiği kadarını vermektir. Hiç kimseye ayrıcalık göstermeden, bir yasayı herkese aynı şekilde uygulamaktır. Örneğin zengin birine farklı davranıp fakire farklı davranmak adaletsizliktir. Aynı şekilde dini inancı farklı olduğu için bir insanı sahip olduğu haklardan mahrum bırakmak hakka uygun bir davranış değildir. Hiçbir insanın diğer insanlardan bir üstünlüğü yoktur.

     Yasalar karşısında zengin ne ise fakir de odur. Her ikisine de aynı şekilde muamele edilmelidir. Bizler de her zaman adalet üzerine hareket etmeli, kimseyi kimseden ayırmamalıyız. Adalet üzerine bir yaşam sürersek biz de mutlu oluruz, diğer insanlar da...

-SON-

 

ADALET İLKESİ

     Adalet, hakka ve hukuka uygunluk demektir. Yani yapılan herhangi bir işin hem etik olarak doğru olması hem de toplumun veya yasaların belirlediği çerçeveler doğrultusunda olmasıdır. Adalet, insanları bir arada tutmanın temel unsurlarından bir tanesidir. Günümüzde insanların topluluklar halinde yaşamasının temel nedeni adalettir, yani belirlenen yasa ve kurallardır.

     Adaletin olmadığı bir yerde barıştan, huzurdan veya mutluluktan bahsedilemez. Herkesin adaleti gözetmeden hareket etmesi, diğer insanların haklarını gasbederek davranması, o toplumda kargaşaya neden olur. Bu yüzden insanların her an adalete uygun bir şekilde davranması gerekir. Adalet, kişinin hak ettiği neyse ona onu vermektir. Bu nedenle ödülü hak edene ödül, cezayı hak edene ceza verilmelidir. Bu yapılırken de kişiye göre muamele edilmemeli, herkese eşitlik ilkesi ölçüsünde davranılmalıdır. Kanun önünde kimsenin kimseden herhangi bir üstünlüğü yoktur. Hiç kimseye dini, dili, rengi veya mal varlığı yüzünden ayrıcalık tanınamaz veya kimse, herkesin sahip olduğu haklardan mahrum bırakılamaz.

     Yaşamımız boyunca her zaman adalet ilkesine bağlı olarak yaşamalı, kişilerin haklarına saygı göstermeliyiz. Kendimizden güçsüzleri ezmeye çalışmak yerine onları korumalı, onların haklarını gözetmeliyiz. Kısacası adaletten hiçbir zaman ayrılmamalıyız. İşte o zaman, daha mutlu bir dünya yaratmış oluruz.

-SON-

 

ADALETİN ÖNEMİ

     Adalet; din, dil, ırk, renk ve benzeri sebepler yüzünden hiç kimseye ayrıcalık göstermemek, herkese eşit davranmak olarak tanımlanabilir. Evet, inançlı insanlar için ne Allah karşısında ne de hukuk karşısında hiç kimsenin kimseden herhangi bir üstünlüğü yoktur. Mevcut yasalar da aynen bu şekilde düzenlenmiştir. Bu yasalarla herkese eşit davranmak ise kanun uygulayıcılarına kalmıştır. Şayet hükumetler veya yöneticiler, yönettikleri kişi veya toplumlara adaletle muamele ediyorsa orada huzur ve mutluluk da kendiliğinden oluşur; ancak adalet ile hükmedilmiyorsa er veya geç o toplumda çökmeler, kargaşalar ve belki de iç savaşlar başlayacaktır.

     Bir devlet adamının en temel görevi adalet yolunda ilerlemektir. Siyasi bakımdan kendisine yakın olana ayrıcalık gösterip uzak olana ise farklı davranmak, adalet ilkesine uymaz. Bu yüzden devletin geleceğine yön verecek olan kişi veya kişilerin, seçildikten sonra her türlü siyasi düşünce ile bağlarını koparıp tüm güçlerini topluma daha fazla nasıl faydalı olabilecekleri üzerine yoğunlaştırmaları gerekir. Adaletin hüküm sürdüğü devletlerin gelişmişlik düzeyleri yüksektir. Aksine, adalet ilkesinden bağımsız hareket eden devletlerde ise geri kalınmışlık, kargaşa mevcuttur. Bu tür toplumlarda insanlar her zaman huzursuz, gergin ve mutsuzdur. Yöneticilerine asla güvenemez, bu nedenle de bağlı bulundukları topluma bir şeyler katmak için herhangi bir çaba sarf etmezler.

Toplum içinde sık sık karşılaşırız. İnsanlar çoğu defa farklı insanlara karşı farklı davranışlar sergilerler. Örneğin çoğu kez zenginliğinden başka bir meziyeti olmayan birine gösterilen hürmet, fakir olan birine gösterilen hürmetten farklıdır.İşte bu, adalet ilkesine uygun olmayan bir davranıştır. Bir insana ille de farklı şekilde davranılacaksa, bu, o insanın sahip olduğu güzel meziyetlerinden, kişiliğinden kaynaklı olmalıdır.

Günümüzde adaletsizliğin olduğunu gösteren en büyük belirtilerden biri işe alımlardır. Örneğin özel bir kurum veya kuruluşa eleman alımı yapılacaksa, belli sayıda kişi mülakata çağrılır. Şayet adalet ilkesine göre hareket edeceksek, normal şartlarda o işe en uygun kişilerin, yani yetenekli ve becerikli kişilerin alınması gerekir. Ancak yapılan sınavda puanı daha yüksek olanı almak yerine, onu eleyip torpilli olan alınır. Bu, adaletin olmadığını gösterir. Adalet, herkese hak ettiğini vermektir. Siz, puanı yüksek olanı almayarak ona zulmettiniz. Hatta işin ehli olmayanı aldığınız için de tüm topluma zulmettiniz; çünkü işin ehli olmayan kişi, işini yapamadığı için diğer insanlar da etkilenir.

Adalet üzerine birçok hikaye anlatılır. Bunlardan bir tanesi de yine adaleti ile ünlü Hz. Ömer ile ilgilidir. Denilir ki: Zamanında bir vilayete bir vali atanır. Bu vali, dönemin halifesi Hz. Ömer tarafından atanmıştır. Bir gün vali, camide vaaz verirken Hz. Ömer’i öyle bir över ki yere göğe sığdıramaz. Hatta Halife Ömer’in Hz. Ebubekir’den bile üstün olduğu gibi bir imada bulunur. Övmeler devam edince cemaatten biri dayanamaz ve valiye müdahale eder, onu susturmaya çalışır. Durum böyle olunca namaz çıkışında adam apar topar tutuklanır ve Halife Ömeri’in karşısına çıkarılır. Hz. Ömer, adamı hiddet içinde karşılar ve valiye saygısızlık eden bu suçluya gereken cezanın verilmesini söyler. Adam: Ey Ömer, ben bir suç işlediysem sen iki suç işledin, der. Halife bir anda yumuşar ve kendine gelir. Nedenmiş o? diye sorar adama. Adam: Birincisi ben içeri girdiğimde sinirli olduğum için verdiğim selamı bile almadın, vacip olanı yerine getirmedin. İkincisi, bir tutukluyu dinlemeden cezasına hükmettin.

Hz. Ömer, yaptığı hatanın farkına varır ve meseleyi adamdan dinlemek ister. Adam: Ey Ömer, atadığın vali seni öyle bir övdü ki sanki sen Hz. Ebubekir’den bile iyiymişsin gibi sözler kullandı. Halbuki sen Hz. Ebubekir’in ancak yarısı kadarsın. Hz. Ömer şaşırır ve sorar:  Neden? Adam cevap verir: Çünkü Hz. Muhammed, ‘’İslam ordusu için yardımda bulununuz.’’ Dediğinde sen servetinin yarısını getirmiştin; oysa Ebubekir servetinin tamamını getirmişti. Halife Ömer bir an düşünür ve adamın haklı olduğuna kanaat getirir. Adamdan özür dileyerek onun salınmasını ister. Ayrıca bu kadar övdüğü için de valiyi görevinden alır.

     Adalet ile hükmetmek Allah katında da çok iyi bir iştir. Adaletten ayrılanlar diğer dünyada bunun cezasını muhakkak çekeceklerdir. Adalet hepimizin en önemli düsturu olmalıdır. Hele de yönetici konumundaysak herkese adil bir şekilde davranmalı, kimseyi kimseden ayırmamalıyız. Toplumda adaleti sağlarsak, her şeyin temelini atmış oluruz. Böylece daha güzel bir dünya yaratmış oluruz.

-SON-

 

Sevgili takipçiler, gördüğünüz gibi adalet ile ilgili kompozisyon örneklerimiz herkese hitap edecek şekildedir. Dileyen kısa, dileyen ise uzun kompozisyon örneklerini inceleyip benzer yazıları kendisi yazabilir. Adalet konulu kompozisyonlar yazarak bize gönderebilir ve sitemizde yayınlanmasını sağlayabilirsiniz. Yahut sizler de adalet hakkında kompozisyon yazıp yorum bölümünden anında paylaşabilirsiniz.

Yorum

Daha yeni Daha eski