Çeşitli konular ile ilgili yazdığımız kompozisyonlara son hızla devam ediyoruz. Bu içeriğimizde de dostluk konulu kompozisyon yazılarını ele aldık. Dostluğun önemi hakkında yazdığımız bu yazılarda herkes kendisinden bir şeyler bulacak. Her yaştan öğrenciye örnek olması açısından kompozisyonları hem uzun hem de kısa olarak hazırladık. Her kompozisyon için en iyi başlıkları seçip giriş gelişme sonuç bölümlerine de riayet ettik. Şimdi dilerseniz dostluk ile ilgili kısa ve uzun kompozisyonlara geçelim.

 

Dostluğun önemi ile ilgili kompozisyon
Dostluk

DOSTLUK

   Dostluk, iki insan arasındaki samimi ve güçlü bağdır. Bu bağ, kişinin dostunu her yönüyle düşünmesini, koruyup gözetmesini, dar zamanlarda yanında olmasını ve onunla iken mutlu olmasını sağlar.

   Dostluk ile arkadaşlık her ne kadar çoğu zaman birbiri ile karıştırılsa da, dostluk arkadaşlıktan çok daha ötesidir. Örneğin mahallenizde veya okulunuzda belki de çok samimi olmadığınız birçok arkadaşınız vardır. Bu arkadaşlıklar çoğu defa zorunlu arkadaşlıklardır; zira sınıfınızdaki her birey sizin bir nevi arkadaşınızdır. Oysa dostlarınızın sayısı çok azdır. Bazen bir veya birden biraz fazla. İşte, sizi her yönünüzle destekleyen, mutlu gününüzde de kötü gününüzde de yanınızda olan, eksiklerinizi kapatan kişiler sizin asıl dostlarınızdır.

   Bir dost, sizi bazen büyük kötülüklerden koruyabilir. Onunla geçirdiğiniz her an neşe içinde geçer. Bu dostlarınızın kıymetini bilmeli, dostluğun gerektirdiklerini sizler de gerçekleştirmelisiniz.

-SON-

 

ÇIKARSIZ SEVGİ

    Dostluk, insanlara bahşedilen en güzel nimetlerden biridir. İnsanoğlu, bu hayatta her şeyin üstesinden tek başına gelebilecek bir yapıda değildir. Bu nedenle iyi günümüzde, kötü günümüzde yanımızda olabilecek, bizi destekleyebilecek, varsa kusurlarımızı kapatabilecek; sevinç ve üzüntülerimizi paylaşabilecek insanlara ihtiyaç duyarız. İşte, tüm bu sayılanları gerçekleştirebilecek, bizi koşulsuz kabul edip yanımızda olabilecek kişilere dost diyoruz.

   Her insanın dost sahibi olması pek mümkün değildir. Herkesten dost olmaz, bu nedenle kimi zaman dostsuz kalabilir veya hayatımız boyunca bir dost sahibi olamayabiliriz. İki kişi arasındaki her bağ dostluk olarak tanımlanamaz. Zaten ‘’Bu benim gerçek dostumdur.’’ diyebileceğiniz kişi, kendisini hal ve hareketleri ile belli eder. İşte, o insanı bulduğunuzu düşündüğünüzde ne kadar şanslı olduğunuzu bilin. Şayet o kişi, sizin için hayatını bile tehlikeye atabiliyorsa, aranızda yaşanan küçük bir gerginliğe surat asıp sizden uzaklaşmıyorsa, sizinle acılarını, mutluluklarını, her şeyden ötesi sırlarını paylaşıyorsa o gerçek dostunuzdur, kıymetini bilin ve siz de ona aynı şekilde muamelede bulunun.

   Kimi zaman bize, belki de en yakın akrabalarımızdan dahi iyi davranan dostlarımızın kıymetini daima bilmeliyiz. Dostluğun değeri özellikle kötü zamanlarda anlaşılır. Bir bataklığa saplandığımız bir anda, o güzel dost uzatır ellerini, söküp çıkarır bizi. Umarım hiçbirimiz o dost ellerinden mahrum kalmaz ve dostlarımızdan hiç ayrılmayız.

-SON-

 

GERÇEK DOSTLUK

    Bazen, bizi anlayacak, dertlerimizi saatlerce sıkılmadan dinleyecek, gerektiğinde yanlışlarımızla ilgili bizi uyaracak kimselere ihtiyaç duyarız. Bu kimselerin, bizi menfaatsiz bir şekilde sevmesini, bizi iyi yönlerimizle de kötü yönlerimizle de kabul etmesini ve bizi hiçbir şekilde yadırgamamasını isteriz.  İşte, ihtiyaç duyduğumuz bütün bu özellikler bir dostta mevcuttur. Şayet hayatınızda bu özelliklere uyan bir insan varsa bilin ki o sizin dostunuzdur ve sizi her halinizle kabullenip seviyordur. O, size herhangi bir yardımda bulunduğunda çıkar gözetmiyor, sizi gerçekten sevdiği için bunu yapıyordur.

 

   Türk Dil Kurumu, ‘’dost’’ kelimesini ‘’sevilen, güvenilen, yakın arkadaş...’’ şeklinde tanımlamıştır. Günümüzde sıkça karıştırılan ‘’arkadaş’’ ve ‘’dost’’ kavramlarının ayrımını bu tanımdan rahatça çıkarabiliriz. Çevrenizdeki birçok kişi sizin sıradan bir arkadaşınız olabilir. Size en yakın olan, onu sevdiğiniz ve ona güvendiğiniz, iyi anlaştığınız, kendinizi onun yanında rahat ve mutlu hissettiğiniz, sırlarınızı hiç çekinmeden anlattığınız kişi veya kişiler ise sizin dostunuzdur. Birine dost diyebilmemiz için, onun birçok özelliğe sahip olması gerekir. O kişi, her şeyden önce güvenilir olmalıdır; zira kimsenin bilmediği sırlarınızı ona anlatma ihtiyacı duyabilirsiniz. Bu kişi, gerçek dost ise, bu sırrınızı elbette ki sadece içinde tutacaktır. Sizi her yönünüzle tanıyan biri olmalıdır; çünkü sizi tam anlamı ile tanımayan biri, hoşuna gitmeyen bir yönünüzü gördüğünde sizden uzaklaşabilir. Yine bu kişi, kendisi ile vakit geçirmekten hoşlandığınız biri olmalı; çünkü karşılıklı anlaşmadığınız, birbirinizin şakalarına, mizah anlayışına gülemediğiniz ve yanında istediğiniz gibi davranamadığınız kişi dost tanımından uzaktır.

 

 Atalarımız, gerçek dost kara günde belli olur, demişlerdir. İyi günümüzde herkes yanımızdadır; zira onlardan aldıklarımızdan çok onlara verdiklerimiz vardır. Kötü günümüzde ise veren taraf onlardır. Bunu sadece maddiyatla sınırlamak yanlıştır. Elbette ki bir dost, maddi bakımdan da dostunun yanında olmak zorundadır; ancak her şey maddiyat değildir. Yeri gelir, ağlamak için bir dost omzuna ihtiyaç duyarız. Yeri gelir çok uzun ve zor olan bir işimizi bir dostun yardımı ile yapmak isteriz. Yeri gelir, bir kavgada dostluğumuzun desteğini, yeri gelir bir taziyemizde dostun tesellisini bekleriz. Evet, örneğin evinizde vereceğiniz bir partiye tüm arkadaşlarınız katılabilir. Davetinizi geri çevirmeyip partiye geldi diye birine dost unvanını veremeyiz. Dost ne yapar biliyor musunuz? Dost, partinin yapılacağı saatten çok daha önceleri gelip yapılması gereken işlerde size yardım eden, herkes gittikten sonra da ortalığı toplamanıza yardım eden, sizi tek başınıza o zor işlerle yalnız bırakmayan kişidir.

Dediğimiz gibi dost ya birdir ya da birden azıcık fazladır. Size gülümseyen, size iyi davranan herkes dostunuz değildir. Bununla ilgili küçük bir hikaye anlatılır. Derler ki: Zamanında dostlarının çokluğu ile övünen genç bir delikanlı vardır. Bunu, bir gün babasının yanında da dile getirir. Babası ona:

-Evlat, dost dediğin o kadar çok olmaz, dost ya birdir, ya yoktur, der. Ancak bunu oğluna anlatamaz. Oğlu, onlarca dostunun olduğu konusunda ısrar eder. Babası, ‘’O zaman gel, bunun denemesini yapalım, der. Bak, benim sadece bir dostum var, sen ise onlarca dostunun olduğunu söylüyorsun. Şimdi al telefonunu, da şu karşıki tepeye gidelim, orada neler olacağına bakalım.

   Oğlu olan bitene anlam veremese de alırlar telefonlarını, karşı tepeye giderler. Baba oğluna ‘’Şimdi ara bakalım o dost dediklerine ve onlara şöyle de: ‘’Falan tepedeyim, kavga ettiğim bir kişiyi öldürdüm, ne yapacağımı bilemiyorum, gel de yardım et, cesedi beraber saklayalım.’’

Oğul, gülümser ve oraya birçok dostunun geleceğini söyler. Dost bildiklerini tek tek aramaya başlar ancak hiç kimseden olumlu yanıt alamaz. Herkes, kendince bir bahane bulup gelemeyeceğini, öyle tehlikeli bir suça karışamayacağını ifade eder. Oğlan çok üzülür. ‘’Evet, baba bunlar dost değilmiş, demek ki bu dünyada dost diye bir şey yokmuş.’’ der.

   Baba ‘’ Hayır, oğlum. Yine yanıldın. Gerçek dost vardır. Şimdi bekle bakalım, der ve telefonunu alıp, tek dostum dediği kişiyi arar. Dostum, der. Falan tepede kavga ettiğim birini öldürdüm, ne yapacağımı bilmiyorum, gel de cesedi beraber saklayalım.’’ der. On dakika geçmeden bu kişi dostunun yanına gelir, nerede ceset, şu çuvala koyalım, der. İşte, o zaman oğul anlar ki bu dünyada gerçek dost vardır; ancak ya birdir, ya birden azıcık fazla.

 

   İşte, en kötü anlarınızda bile sizi yalnız bırakmayacak, sizin için kendisini çekinmeden tehlikeye atacak kişiler sizin gerçek dostlarınızdır. Azdırlar ama özdürler. Çoğu defa kardeşten ötedirler. Dostlarınızın kıymetini bilin, onlara vefa gösterin. Sizi hiçbir çıkarı olmaksızın seven tek kişi onlardır.

-SON-

 

Sevgili arkadaşlar, dostluk konulu kompozisyon yazılarımızı beğendiyseniz yorum yazmayı unutmayın lütfen. Ayrıca sizler de dostluğun önemi ile ilgili kompozisyon yazıp bu sitede yayınlanması için bizlere gönderebilirsiniz. Unutmayın, bu kompozisyonlar ödevinize yardımcı olması içindir. Bu nedenle yazıları okuyup sizler de kendi kompozisyonunuzu kendiniz yazmalısınız. Aksi takdirde yazma beceriniz gelişmeyecektir. İlginiz için teşekkürler.

Yorum

Daha yeni Daha eski