Kumar ile ilgili kompozisyon örnekleri sunduğumuz bu sayfada kumar alışkanlığı, kumarın zararları, kumardan kurtulma yolları üzerinde durmaya çalıştık. Kumar bağımlılığı hakkında kompozisyonları giriş gelişme sonuç halinde yazıp uygun başlıklar seçtik. Sizler de kumarla ilgili bilgilendirici metin veya deneme yazısı yazarak bize gönderebilirsiniz.

 

kumar bağımlılığı ile ilgili yazılar
Kumar Bağımlılığı

KUMAR BAĞIMLILIĞI

     Tamamen şansa dayalı, bazen de az da olsa bilgi ve strateji gerektiren oyunlardan para kazanma amacına kumar denir. Kumar emek verilmeden, alın teri dökmeden, kolay yoldan para kazanma isteğidir. Ancak ne gariptir ki kumar bağımlılığına sahip olanlar kazanmaktan çok kaybederler.

     Kumar, en tehlikeli ve bırakması en güç bağımlılıklardan biridir. Kumara bağımlı hale gelenlerin çeşitli tedavi ve terapiler görmeden bu bağımlılıktan kurtulması neredeyse imkansızdır; çünkü kişi bıraktığını, bir daha asla oynamayacağını söyler; fakat parayı bulduğu ilk an yeniden oynamaya başlar. Kumar, sadece kişinin kendisine değil, tüm ailesine ve yakınlarına zarar veren bir alışkanlıktır. Bu bağımlılığa sahip olanlar çoluk çocuğunun rızkını hiç çekinmeden kumara yatırır. Kaybettikçe de akıllanıp bırakmak yerine daha fazla oynamaya, kendince zararını karşılamaya çalışır. Oysa bu işin sonu yoktur. Nihayetinde sahip olunan tüm mal varlığı kaybedilir ve aileler de perişan olur.

     Her şey bir defa ile başlar. Bu nedenle kumar gibi zararlı alışkanlıklara bir defa bile olsa asla bulaşmamak gerekir. Eğer bulaşıldıysa da tedavi almak ve aile bireylerinin desteğini almak şarttır. Eğer kendinizi ve ailenizi seviyorsanız kumardan uzak durun.

-SON-

 

KUMAR BAĞIMLISINA MEKTUP

Aşağıda yer alan mektup, bir kumar bağımlısına yazılmıştır. Mektupta kumarın kişinin hem kendisine hem de ailesine verdiği zararlar üzerinde durulmuş ve bir kumar bağımlısının kumar bağımlılığından nasıl kurtulabileceği hakkında bilgiler, tavsiyeler verilmiştir. Şayet böyle bir yakınınız varsa, o kişiye buna benzer bir mektup veya mesaj gönderebilirsiniz.

 Not: Bu mektup abisi tarafından M’ye yazılmıştır. İçinde yer alan gerçek isimler değiştirilmiştir.

 

MEKTUP

Yeniden selamlar kardeşim. Konuşmayı pek beceremem. Bu nedenle yazmanın daha uygun olacağını düşünüp bu yolu seçtim. Zaten insan konuşunca söylemek istediği çoğu şeyi söyleyemiyor, unutuyor. Bu nedenle karşında olduğumu ve tüm bunları yüzüne karşı söylediğimi düşün.

Aslında çok uzun zamandır seninle bazı konuları konuşmak, sana doğruyu tekrar hatırlatmak istiyordum; ama seni utandırmaktan, incitmekten çekiniyordum. Senin de eskiden beni incitmemek için saygıda ve sevgide kusur etmediğin gibi...

Öncelikle şunu söyleyeyim: Ben kendim de kimseye nasihat verecek, ona doğru yolu gösterecek kadar iyi veya temiz biri değilim. Benim de hayatım boyunca çok büyük yanlışlarım oldu ve halen de her şeyi doğru yapan bir insan olduğumu söyleyemem. Bu nedenle ailemizden veya yakınlarımızdan biri ‘’Kardeşinle bir konuş, onu uyar.’’ Dediğinde duymazdan geliyordum.  İçimden ‘’Ben ondan daha mı iyiyim ki ona tavsiye vereyim?’’ diyordum.

Ancak anladığım kadarıyla içinde olduğun durumdan sen de hoşnut değilsin. Artık bir bağımlı olduğunu, istesen de bazı şeylerden vazgeçemediğini düşündüğünü hissediyorum. Bu nedenle abin olarak, kardeşin olarak ben de üzerime düşeni yapmak isterim. Bu istenmeyen durumdan kurtulman için elimden geldiğince sana doğru yolu göstermek isterim.

Eskiden beri bana sorsalar, ailemizin en zeki insanının sen olduğunu söylerim. Buna tüm kalbimle inanıyorum. Ben veya kardeşin okumuş olsak da senin kadar zeki değiliz. Bunu, hiç okumamış olmana rağmen yaptığın zekice ve hızlı esprilerden bile anlamak mümkündür. Ayrıca on parmağında on marifet olan, her işi hızlıca kavrayan birisin.

Gel gör ki insan ne kadar zeki olursa olsun, içinde olduğu çevre, onu istediği gibi yönlendirebilir. Sigaraya bile bulaşmamış olan sen, ne yazık ki sana çok daha fazla zarar verebilecek alışkanlıklar edindin. Bu alışkanlık, sadece sana zarar vermiş olsaydı ve bu zarar abartılacak kadar büyük olmasaydı belki herkes görmezlikten gelirdi.

Ancak sen de kabul edersin ki sende görmek istemediğimiz, görmemeyi umduğumuz bu alışkanlık tüm ailene zarar veriyor. Öncelikle eşin ve çocuklarına... Sonra anne, baban ve kardeşlerine. Daha sonra ise seni gerçekten sevenlere...

Ancak inan bana, bu alışkanlık en çok sana zarar veriyor. Seni günden güne bitiriyor. Belki de kendine olan saygıyı, inancı bile yitiriyor. İşin içindeyken seni mutlu ediyor; ancak istemediğin gibi sonuçlandığında kendinden nefret ediyor, bu işi nasıl ve neden yaptığını sorgulayıp duruyorsundur.

Maalesef bu tür alışkanlıklara bulaşanlar çok kolay bir şekilde bırakamıyorlar. Bıraksalar da tekrar dönebiliyorlar. Ancak tövbe edip, hayatını düzene sokanların, bu alışkanlıklara bir daha bulaşmayanların sayısı da az değil. Yani gerçekten isteyenler bunu başarabiliyor. Başaramayanlar ise çok kötü sonuçlarla karşılaşabiliyor.

Önce çocuklarını düşün. Bak, bizim çocuklarımız üzerinde çok hakkımız yok. Ama onların bizim üzerimizde sonsuz hakları var. Bir kere dünyaya gelmek onların seçimi değildi. Bizler, kendi mutluluğumuz için onları dünyaya getirdik. Eğer onları istemedikleri halde dünyaya getirdiysek onları mutlu etmek, onlara güzel bir gelecek bırakmak, onları kimseye muhtaç etmemek zorundayız. Ancak böyle alışkanlıklar, çocuklarına bir şeyler bırakmana engel olur. Geleceklerini bırak, şimdi bile istedikleri birçok şeyden mahrum kalmak zorunda kalabilirler.

Biz, kendi babamızı veya annemizi zaman zaman eleştiririz. Bizim babamız da birçok insan gibi zamanında kendisine harcayabilir, keyfine bakabilir, kahve köşelerinde parasını ziyan edebilirdi. Ama adam bu yolu seçmemiş. Ailesi için çalışmayı, biriktirmeyi tercih etmiş. Evet, küçükken çok da rahat bir yaşamımız olmadı. Ancak bize elinden geldiğince her şeyi de bıraktı. Bir gün olsun bir lokantaya gidip de gönlünce bir yemek, bir tatlı yemedi. Aldığını bize de getirdi. Bugün bize para değeri olan bir şeyler bıraktıysa, bu onun fedakarlığını gösterir.

Onların da üzerimizde hakkı varsa, onları üzmemek adına olsa bile bu alışkanlıklardan uzak olmamız gerekir. Kendimizi onların yerine koyarsak bunu daha iyi anlayabiliriz. Düşün ki sen çocukların için tüm gençliğini yitirmiş birisin. Elinden geldiğince biriktirmişsin. Çile çekmişsin. Sonra da oğlun büyüdüğünde her şeyi ona bırakıyorsun. Ancak oğlun, senin bir ömür boyunca biriktirdiklerini bir anda harcıyor. Düşünsene, belki 30-40 yıl çalışarak kazandığın bir malı, birisi bir yılda belki de daha az zamanda ziyan ediyor. O zaman ne kadar üzüleceğini sen düşün.

Amacım seni kırmak, üzmek değil. Bu nedenle bana kızma. Bazen sert mi konuşuyorum acaba, diye düşündüğüm için satır aralarında senden özür dileyesim geliyor.

Bak kardeşim, her ailenin bir kıymetlisi vardır. Bizim kıymetlimiz de sensin. Belki inanmazsın ama babanın bile kıymetlisi hala sensin. İnan, senin yaptıklarını (kötülemek için söylemiyorum) ben yapmış olsaydım, belki baba yüzüme bile bakmazdı. Ancak sana hala kıyamıyor, hala senden vazgeçemiyor. Sen de onlara aynı şekilde karşılık vermelisin.

Kıymetlimizin bu hallerde olması hepimizi çok üzüyor. Keşke her şey şu andaki gibi kalsa. Ama kalmıyor. Bu alışkanlık devam ettikçe her şey çok daha kötüye gidiyor. Dedim ya çok örneğini duyuyor veya görüyoruz. Bu kişiler ya eşlerinden boşanmak zorunda kalıyor, çocukları ortalıkta perişan oluyor. Ya aileleri ile, kardeşleri ile birbirine giriyor, aile darmaduman oluyor. Ya da çok daha kötü şeyler oluyor ki bunu söylemek bile içimi ürpertiyor.

Kötü şeylerin yaşanmaması için, kendin için, ailen için, bizim için bu alışkanlığı bırakman gerek.

Belki durumun benim düşündüğüm gibi olmadığını düşünüyorsundur. Belki zaten borç batağındasındır. Artık istesem de bırakamam veya bıraksam da bir işe yaramaz artık diyorsundur. Öyle değil. Buna inan. Hangi durumda olursan ol, sıfırdan başlayabilirsin. Alın terinle kazandığınla borçlarını yavaş yavaş silebilirsin. Allah izin verirse önünde upuzun bir ömür var. Güzel olan her şeyi bu ömre sığdırabilirsin.

Herkesin ettiği gibi, ben de senden çok rica ediyorum. Gel, bırak bu işleri. Tertemiz, eski haline dön. Kendine daha güzel, daha az zararlı uğraşlar bul. Gerekirse arkadaşlarını, çevreni değiştir. Her şeye sıfırdan başla. Seni o illete götüren her şeyden uzak dur. Kahvelerin, kumar kağıtlarının, iddia bayilerinin, okey taşlarının bulunduğu sokaklardan bile geçme.

Belki kumarı bırakırsın, iddiayı bırakırsın, oyun oynamayı bırakırsın ama sadece arkadaşlarla zaman geçirmek için kahveye gitmek istersin. İşte, unutma ki böyle bir şey mümkün değil. Bir gidersin, temiz çıkarsın, iki gidersin, temiz çıkarsın, üç gidersin, öylesine bir oyun oynarsın. Sonra bir bakmışsın ki iş başka yönlere kaçmış. Sonra ondan borç dilenirsin, şuradan buradan almaya çalışırsın, iyice batarsın. Battıkça da kurtulmak için çırpınırsın. Çırpındıkça da ne yazık ki tıpkı bataklıktaki gibi daha çok batarsın.

Bu arada yukarıda bahsettiğim gibi şu anda ille de kumar oynadığını, iddiaya para bastığını, kriptoda kaybettiğini filan iddia etmiyorum. Genel olarak söylüyorum bunu. İftira filan attığımı düşünmeyesin sonra.

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Son olarak eğer bu alışkanlıkların hala varsa bırakman için sana birkaç öneride bulunmak isterim.


1- Kahvehaneye asla gitme. Yağmur yağarken ıslanmamak için bile girme. Gerekirse dışarıda kal, ıslan ama oraya girme.

2- Borçlarından kurtulmak için o işlere kesinlikle girme, daha çok batarsın. Borçlarını ancak, çalışarak ödeyebilirsin.

3- Kolay yoldan kazanmayı asla düşünme. Bizim gibi insanlar kolay yoldan kazanamaz. Bir süreliğine kazansa bile sonrasında misliyle kaybeder. Ayrıca iddia, bitcoinler, kripto paralar, kumar gibi sözde kolay ve çok kazandıran şeyler insanı temiz para kazanmaktan uzaklaştırır, normal işinden de eder. İnsan ‘’Sabahtan akşama kadar eşek gibi çalışacağıma, iddiaya para basar anında çok kazanırım.’’ Diye düşünür ve kendi alın teriyle para kazandığı işten de eder.

4- Can sıkıntısından dolayı kahveye şuraya buraya gidiyorsan, kendine güzel bir hobi edin. Daha önce de dediğim gibi bu av, balık gibi bir şey olabilir. İlgilerine göre düşünüp kendine bir uğraş alanı bul. Bu uğraş sana para da getirirse tadından yenmez. Tarım işleri gibi...

5- Seni bu işlere sürüklediğini düşündüğün arkadaşların varsa bir bahane ile aranıza mesafe koy.

6- Acil bir işin olmadığı sürece kahvenin olduğu ilçeye bile gitme.

7- İşine sımsıkı sarıl, mesaileri kaçırma. Daha fazla kazan, temiz kazan. Kazandıklarınla da önce borçlarını ödemeye çalış.

8- Babandan ve annenden helallik iste, bu kötü alışkanlıkları artık bıraktığını, ne olursa olsun artık bulaşmayacağını ve kahveye dahi kesinlikle gitmeyeceğini söyle. Ve gitme...

NOT: Belki benim de senin üzerinde hakkım vardır; ama senin benim üzerimde çok daha fazla hakkın var. Hatırım için bırak demiyorum. Lütfen kendin için bırak. Temize çıktığında en çok sevinen insanlardan biri ben olacağım.

Ayrıca senden ricam, ola ki bu işleri bırakmayı düşünür ve tövbe edersen, bıraktığını bana da söyle. Benim için bırakmış olman demek, kahvehaneye bile gitmemen demektir. Yani sadece çay içmek için bile gitsen, bana göre bırakmamışsındır. Düşün taşın, ne zaman bırakırsan o zaman bıraktığınla ilgili mesaj at bana. Hayır, bırakamam dersen de mesaja filan gerek yok zaten. Ben seni zorlayamam. Buna da hakkım yok zaten. Dediğim gibi ben de senden daha temiz bir insan değilim.

Sağlıcakla kal. Seviliyorsun.

Yorum

Daha yeni Daha eski