Hoşgörü ile ilgili kompozisyon örneklerini kısa ve uzun versiyonları ile sizler için hazırladık. Hoşgörü hakkında kompozisyon örneklerimize uygun başlıklar seçerek hepsini giriş gelişme sonuç bölümleri halinde yayınladık. Sizler de hoşgörü konulu kompozisyon, bilgilendirici metin veya deneme yazısı yazarak iletişim bölümünden bize gönderebilir, sitemizde yayınlanmasını sağlayabilirsiniz. Şimdi hoşgörülü olmanın önemi ile ilgili yazılara geçelim.

hoşgörü ile ilgili kompozisyon
Hoşgörü

 

HOŞGÖRÜ

     Kim olursa olsun, insanların inançlarını, davranışlarını, zevklerini, giyimlerini olduğu gibi kabullenmek, onları anlayışla karşılamak hoşgörü anlamına gelir.

     Bizim inancımızdan olsun veya olmasın, bizim gibi giyinsin veya giyinmesin, bizim gibi düşünsün veya düşünmesin tüm insanların yaşam biçimlerini anlayışla karşılamalı, onları yadırgamak yerine oldukları gibi kabul etmeliyiz. Her insan bu dünyada kendi yolunu kendi belirler ve istediği gibi yaşayabilir. Hele de bize herhangi bir zararı olmadığı takdirde insanları davranışları veya inançları yüzünden eleştirmek, onları incitecek sözler söylemek son derece yanlıştır. İsteyen istediği gibi düşünür, istediğini giyer veya istediğini yer. Bize düşen şey, onları oldukları gibi kabul edip onlara hoşgörü ile yaklaşmaktır.

     İnsanları yadırgamak, dışlamak bize düşmez. Her insan hata yapabilir. Hata yapanları affetmek, onları doğru yola sevk etmek ve onları hoş görmek büyüklüktür. Biz de hoşgörü içinde yaşayalım ve büyüklerden olalım.

-SON-

 

İNSANLARI HOŞGÖRÜ İLE KARŞILAMAK

     Hoşgörü, insanların hatalarını anlayışla karşılamak, onları hoş görmektir. Her insan bize karşı bilerek veya bilmeyerek hata yapabilir. Hata yapan her insanı hayatımızdan çıkarmak, onları ayıplayıp dışlamak pek doğru bir davranış değildir.

     Aksine, insanları hatalarından dolayı affetmek, hatalarını hoşgörü ile karşılamak büyük bir erdemdir. İnsanların davranışlarını hoşgörü ile karşılayarak aslında onlara hatalarını düzeltmeleri için bir fırsat vermiş oluruz. Bu insanları hoş görmeyip ayıplar veya rencide edersek, yahut cezalandırmaya kalkarsak durum ters tepebilir ve o insanlar kendilerini düzeltmek yerine daha da kötü hale gelebilir. Ancak onları hoşgörü ile karşılarsak belki kalpleri yumuşar ve hatalarını anlayarak düzeltme eğilimine girebilirler.

     Bizi yaratan Allah, affetmeyi, kulunu hoş görmeyi sever. Bizler de insanları hoşgörü ile karşılarsak hem o insanların sevgisini ve saygısını kazanırız hem de Allah'ı mutlu edecek bir davranışta bulunmuş oluruz.

-SON-

 

HOŞGÖRÜLÜ OLMAK

     İnsanoğlu, yapısı itibarıyla isteyerek veya istemeyerek hata yapabilen bir varlıktır. Bu yönüyle hatasız ve günahsız olan meleklerden farklıdır. Dünyanın en iyi insanının bile hata yapma durumu olabilir. Nitekim tüm insanlara kılavuz mahiyetinde olan peygamberlerin bile hataları olmuştur. Bizler de diğer insanlardan farklı değiliz. Bizim de hatalarımız, zaaflarımız mutlaka vardır.

     Herhangi bir insana karşı bir hata yaptığımızda çoğu defa pişman olur ve affedilmek isteriz. Affedilmek bizi mutlu eder ve aynı davranışı yapmamak için kendi kendimize söz veririz. Bundan böyle davranışlarımız daha fazla dikkat ederiz. Aynı zamanda hata yaptığımız kişi bizi affetme büyüklüğünü gösterdiği için ona olan saygımız ve sevgimiz artar. Eğer biz de insanları anlayışla karşılar, hatalarını görmezden gelir veya hoşgörü ile karşılarsak, onlar da bizim hakkımızda daha güzel düşünecek, bizi daha fazla sevecek ve sayacaktır. Affetmek büyüklüktür. Kin tutmak ise ancak kalbi kararmış olanların başvurabileceği bir şeydir.

     İnsanlar yaptıkları hatalardan dolayı pişmanlık duyabilir ve bizden özür dileyebilirler. Böyle bir durumda onları terslemek yerine affedip anlayışla karşılarsak, aynı hatayı yapma olasılıkları düşecektir. Bu nedenle insanları hoşgörü ile karşılayalım. Onlara yaptıkları hataları onarma fırsatı verelim.

-SON-

 

HOŞGÖRÜNÜN DEĞERİ

     Dünyanın en güzel duygusu, hatta duyguların anası sevgidir. Allah, bize sevmeyi emreder. İnsanları, hayvanları, bitkileri, her şeyi... ‘’Yaratılanı sev, Yaratan’dan ötürü.’’ diyen Yunus Emre, sevginin ve hoşgörünün değerini vurgulamıştır. Hatasız, günahsız olan yalnızca Allah'tır. İnsan ise Allah'ın yarattığı aciz bir kuldur yalnızca. Ve kötülük yapmaya da, günah işlemeye de, kusur işlemeye de açıktır.

     Bunun bilincinde olan insanlar, ayrım yapmadan tüm insanları sever ve her türlü inançtan insanları hoşgörü ile karşılarlar. Allah, insanları türlü türlü yaratmıştır. Herkesin düşünce yapısı, dili, dini, rengi farklıdır. Hiç kimse dili, dini, ırkı veya rengi yüzünden kınanamaz, toplumdan soyutlanamaz. Her insan ancak ve ancak kendi yaptıklarından sorumludur. Yanlış yolda olduğunu düşündüğümüz birini bile yadırgamak, onu dışlamak bizim yapabileceğimiz bir şey değil. Onların bizi hoşgörü ile karşılamasını nasıl istiyorsak bizler de onları hoşgörü ile karşılamalıyız.

     Bütün inançlar hoşgörüyü güzel bir erdem olarak görür. Bu erdeme sahip olan insanın gönlü güzel ve zengindir. Bir insan isteyerek veya istemeyerek bize zarar verse bile onu affedebilme büyüklüğünü gösterebilmeliyiz. Hoşgörü denince akla gelen büyük zatlardan biri de İmam'ı Azam Hazretleri'dir. Rivayet edilir ki: Bir gün bir sözlü bir tartışma esnasında İmam'ı Azam’ın tartıştığı kişi hiddetlenir ve İmam-ı Azam'a şiddetli bir tokat atar. 

     Ancak İmam-ı Azam öfkesine sahip çıkar ve şunları söyler. Dileseydim bana yaptığının aynısını yapar ben de sana bir tokat atabilirdim; ancak yapmadım; dileseydim seni mahkemeye verir, cezalandırılmanı sağlardım; ancak yapmadım; yahut dileseydim seni Rabb'ime havale eder, bunun cezasını diğer dünyada çekmen için ona yalvarırdım; ancak yapmadım. Ancak şunu bil ki: Öldüğümde eğer bana soracak olurlarsa, seninle beraber cennete gitmek istemediğimi söyleyeceğim. Bu büyük hoşgörü karşısında adam duygulanır ve ağlamaya başlar. İmam-ı Azam, ‘’Ağlamayı bırak, ben seni zaten en başında affetmiştim.’’ der.

     Durup düşündüğümüzde küçük bir hoşgörü örneği olduğunu düşünüyor olabiliriz. Ancak bize tokat atan birine karşı tepki vermemek, sinirlerine hakim olmak ve onu affetmek kaçımızın yapabileceği bir şeydir? Belki biz olsak, bırakın karşılık olarak sadece bir tokat atmayı, belki Allah ne verdiyse tekme tokat girişecek, küfürler savuracak, tehdit edecektik. Oysa Allah dostu, büyüklüğünü gösterip onun bu hatasını hoşgörü ile karşılıyor ve böylece hem düşmanının hem de Allah'ın kalbini kazanıyor.

     Birçok insan vardır ki yaptığı bir hatadan sonra hoş görüldüğü için doğru yola girmiştir. Hepimizin çok iyi bildiği ‘’Sefiller’’ adlı romanda Jan Valjan adında, kitabın başkahramanı olan bir karakter vardır. Hapisten kaçmış azılı bir hırsız. Bir din adamı, onu evine alır, yedirip içirir. Jan Valjan ise teşekkür etmek yerine din adamının değerli eşyalarını çalıp evden kaçar. 

     Tesadüfen güvenlik görevlileri tarafından yakalanınca din adamının evine getirilir. Bu değerli eşyaları çalıp çalmadığı sorulur. Ancak din adamı, Jan Valjan'ın hırsızlık yapmadığını, o değerli eşyaları kendisinin ona hediye ettiğini söyler. Bu büyüklük karşısında Jan Valjan yaptığından çok büyük bir pişmanlık duyar. Din adamından özür diler ve sonraki tüm hayatını iyilik yapmaya adar. İşte, hoşgörü ile karşılanan insanlar, büyük hatalarını düzeltme fırsatını da elde eder böylece. Bu nedenle insanları daima hoş görmeli, onları iyilikleriyle kötülükleriyle, doğrularıyla, yanlışlarıyla kabul etmeliyiz.

-SON-

 

Hoşgörünün önemini anlatan kompozisyon örneklerini okudunuz.Umarız ki bu yazıları beğenmişsinizdir. Siler de hoşgörülü olmak konulu yazılar yazıp yorum bölümünden paylaşabilirsiniz. Tüm yazılarımızı okuma zahmetine girdiğiniz için hepinize teşekkür ediyor, kalbinizden hoşgörünün eksik olmamasını diliyoruz. Hoşça kalın.

Yorum

Daha yeni Daha eski